DUYURULAR
Mustafa Reşit Hazer
      Mustafa Reşit Hazer Kontrolörler Başkanı olarak görevlendirilmiştir.
Kendisini en içten..
Kadir Çelik
    Kontrolörler Başkanı Kadir ÇELİK Sayıştay’a üye olarak seçilmiştir.
Kendisini en..
Belediye Teşkilatı ve Personel İstihdamı”isimli kitap

Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri (Başkontrolör) Hayrettin GÜNGÖR tarafından yazılan “Belediye Teşkilatı..

Yücel AKIN, Yaşar SÜMER
Sevgili Meslektaşlarımız;
Yavuz SOYKUVVET

 Değerli meslektaşımız ve eski başkanımız Sayın..

Açıklamalı Toptancı Hal ve Pazar Yerleri Mevzuatı kitabı

  İçişleri Bakanlığı Başkontrolörleri Recep DEMİR ve İbrahim HALICI tarafından yayına hazırlanıp,
Derneğimizce yayınlanan..

Bize Ulaşın

Esat Caddesi, Akay Yokuşu,
Lale Apt. No:15/3
Bakanlıklar/ANKARA

Tel : +90 (312) 417 03 75
Fax: +90 (312) 425 36 80

Biliyor musunuz ?
   1-16 Ağustos 2014 Tarihli ve 29090 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çerçeve Anlaşma İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeli ve  Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile ilgili yönetmelikler ve tebliğde değişiklikler yapılmıştır.
   2-7 Mayıs 2014 Tarihli ve 28993 Sayılı Resmî Gazete'de  "Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" yayımlanmıştır.
   3-10 Nisan 2014 Tarihli ve 28968 Sayılı Resmî Gazete'de "Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik" yayımlanmıştır.
   4- 18 Şubat 2014 tarihli ve   28917 sayılı Resmi Gazetede " 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununda Yer Alan Bazı Maktu Vergi ve HarçTarifelerinin Belediye Grupları İtibarıyla Tespitine İlişkin Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar" yayımlanmıştır.
   5- 28 Kasım 2013 Tarihli ve 28835 Sayılı Resmî Gazete'de 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yayımlanmış ve Kanun 28 Mayıs 2014 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.. Kanunla 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
   6-19 Kasım 2013 tarihli ve 28826 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 430 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2013 yılı için yeniden değerleme oranı % 3,93 (üç virgül doksan üç) olarak tespit edilmiştir.
   7- 3 Ekim 2013 Tarihli ve 28784 Sayılı Resmî Gazete'de Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ile Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
   8- 11 Eylül 2013 tarihli ve 28762 sayılı 28762 Resmî Gazete'de kapsamda yer alan kurumların mali kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ve izlenebilmesini teminen Kamu Haznedarlığı uygulamasına ilişkin esas ve usulleri belirleyen Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği yayınlanmıştır.
   9- Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik'te 13 Temmuz 2013 tarihli ve 28706 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değişiklikler yapılmıştır.
   10 -05.07.2013 tarihli ve 28698 Sayılı Resmi Gazetede Hijyen Eğitimi Yönetmeliği yayımlanmıştır.
   11- 5 Ocak 2013 tarihli ve 28519 sayılı Resmi Gazetede; Kadın Konukevlerinin Açılması ve İşletilmesi Hakkında Yönetmelik yayınlanmıştır.
   12- 6308 sayılı Kanunun 2. maddesi ile; 6197 sayılı Kanunun 5. maddesi değiştirilmiş, söz konusu değişiklik ile Eczaneler için belediyeden bir iş yeri ruhsatı alınması ve belediyeye harç ödenmesi gerekmeyeceği hükme bağlanmıştır.

 
Posta Listesi

Kaydolun! Sitemizdeki gelişmelerden ve eklenen içeriklerden ilk sizin haberiniz olsun.

Ziyaretçi Defteri
Yorum Yaz

Örnek Sayıştay Kararları

Sayıştay Temyiz Kurulu Kararı;
Tarih : 24.04.2012,
No : 34873

ÖZÜ:Taşınmazların kamulaştırma çalışmaları kapsamında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 8’inci maddesinde belirtilen kuruluşlardan alınan bilgi karşılığında ücret ödenmesinin mümkün olmadığı hk.
983 sayılı ilamın 19’uncu maddesi ile …. Belediyesi tarafından gerçekleştirilen bazı taşınmazların kamulaştırma çalışmaları kapsamında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 8’inci maddesinde belirtilen kuruluşlardan alınan bilgi karşılığı herhangi bir ücret ödenmemesi gerektiği halde, bu kuruluşlara belediye bütçesinden parsel başına … YTL ödemede bulunulması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçiler dilekçelerinde özetle; Kamulaştırma bedellerinin tespitinde 2942 sayılı Kanun’da önceden il ve ilçe kıymet takdir komisyonları mevcut olup, seçilmiş olan bu üyelere yine belediye meclisinin belirlemiş olduğu bedellerin ödendiğini, Ancak, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24.04.2001 tarih ve 4650 sayılı Kanun’la değişen maddeleri gereğince il ve ilçe kıymet takdir komisyonları kaldırılarak kurumun kendi bünyesinden oluşacak en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonu oluşturulduğunu, Gerek kamulaştırma işlemlerinde gerekse belediyelerin 2886 sayılı yasa ile ihaleli satışlarında Yasanın da belirttiği gibi taşınmazların bedellerinin tespitleri için Ticaret Odaları, Emlakcı Odaları ve Mühendis Odalarından konu ile ilgili danışmanlık hizmetleri şeklinde resmi yazılarla bilgi talep edildiğini, Meslek odalarının bedel tespiti yaparken bu iş için gayrimenkulleri inceleyip masraf, zaman ve emek harcadıklarını, Bu kuruluşların bünyelerinde taşınmaz ekspertizliğinden anlayan bir uzman komisyon oluşturulduğunu, bu komisyonların yerinde de incelemeler yaparak en kısa sürede belediyeye sağlıklı ve doğru bilgiyi ulaştırdıklarını, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun diğer kuruluşlar ile ilişkiler başlıklı 75’inci maddesinin c bendinde “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, özürlü dernek ve vakıfları, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir” denildiğini, Yine aynı kanunun 60’ıncı maddesinin I bendinde “ Avukatlık, danışmanlık ve denetim hizmetleri karşılığı yapılacak ödemeler”, m bendinde “Yurt içi ve yurt dışı kamu ve özel kesim ile sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılan ortak hizmetler ve proje giderleri”nin belediye giderlerinden sayıldığını, Belediyenin yaptığı kamulaştırma işlemlerinin doğru, hızlı ve kaynakların verimli olarak kullanılması açısından kamulaştırma bedellerinin tespitinde sivil toplum kuruluşu olan meslek odalarından destek alındığını ve bunun karşılığında 5393 sayılı Kanun’un 60’ıncı maddesinin I ve m, 75’inci maddesinin c, 5216 sayılı Kanun’un 7/r maddelerine uygun olarak ve Belediye meclisinden karar alınarak cüzi bir bedel ödemesi yapıldığını, Bu nedenlerle ve kanunun verdiği yetkilere dayanarak yapılan ödeme nedeni ile kamu zararına sebep verilmediğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Sayıştay Savcılığı “Sözü edilen ödeme ile ilgili ileri sürülen gerekçelerin, Daire Kararında karşılandığı anlaşıldığından temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenmiş Daire Kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Satın alma usulü” başlıklı 8’inci maddesinde aynen, “Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 11’inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir.
Ayrıca idare, tahmin edilen bedel üzerinden pazarlıkla satın alma ve trampa işlemlerini yürütmek ve sonuçlandırmak üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla uzlaşma komisyonunu görevlendirir.” Denilmek suretiyle, Kıymet Takdir Komisyonu ile Uzlaşma Komisyonu’nun hangi amaçla ve ne şekilde kurulacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanunun “Giderlerin ödenmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde ise, “10’uncu madde uyarınca mahkeme heyetinin harcırahları, 15’inci madde uyarınca mahkemece oluşturulan bilirkişilerin ve keşifte dinlenilen muhtarın mahkemece takdir edilecek ücretleri ile, tapu harçları ve bu Kanunun gerektirdiği diğer giderler kamulaştırmayı yapan idarece ödenir” denilmek suretiyle, kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti halinde mahkeme heyetinin harcırahları ile mahkemece oluşturulan bilirkişilerin, keşifte dinlenen muhtarların mahkemece takdir edilecek ücretlerinin, tapu harçlarının ve Kamulaştırma Kanunu’nun gerektirdiği diğer giderlerin kamulaştırmayı yapan idare tarafından karşılanacağı ifade edilmiştir.
Yukarıda yer alan iki hükmün birlikte değerlendirilmesinden anlaşılacağı üzere, Kamulaştırma Kanununda, Kanun gereğince oluşturulan komisyonlarda görev alan üyelere ücret ödenmesine imkan verecek herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
  Diğer taraftan Kamulaştırma Kanununda 24.04.2001 tarih ve 4650 sayılı Kanun ile esaslı değişikler yapılmıştır. Değişiklikten önce İl ve İlçe Takdir Komisyonları mevcut iken, yeni Kanun ile bu komisyonlar kaldırılmış, Kanun’un 8’inci maddesine göre idare bünyesinde kıymet takdir komisyonları ihdas edilmiştir. Yine değişiklikten önce aynı kanunun 29’uncu maddesinde kıymet takdiri komisyon başkan ve üyelerine, kıymeti takdir edilen her taşınmaz mal başına kamulaştırmayı yapan idare tarafından takdir edilecek ücretleri ile gerçek yol giderleri, tapu harçları ve bu Kanunun gerektirdiği diğer giderlerin idarece ödeneceği hüküm altına alınmışken, yeni Kanun’un 29’uncu maddesinde sadece mahkeme heyeti ve bilirkişilere ücret ödenebileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla Kamulaştırma Kanunu’nun 8’inci maddesine istinaden oluşturulan kıymet takdir komisyonu üyelerine aynı yasanın 29’uncu maddesine istinaden idarece takdir edilen ücretin ödenme imkanı kalmamıştır.
Dilekçiler dilekçelerinde; kamulaştırma çalışmaları yapılırken taşınmazların bedellerinin tespitleri için Ticaret Odaları, Emlakcı Odaları ve Mühendis Odaları’ndan konu ile ilgili danışmanlık hizmetleri şeklinde resmi yazılarla bilgi talep edildiğini, bu meslek odalarının bedel tespiti yaparken taşınmaz ekspertizliğinden anlayan uzman komisyonlar oluşturmak suretiyle gayrimenkulleri ayrıntılı bir şekilde incelediğini ve masraf, zaman ve emek harcadıklarını, bilgi akışının doğru ve güvenilir olmasının taşınmazların gerçek değerlerinin tespiti açısından oldukça önemli olduğunu ve ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer Kuruluşlar ile İlişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin (c) bendindeki; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, özürlü dernek ve vakıfları, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir” hükmü gereğince ve yine aynı Kanun’un “Belediyenin Giderleri” başlıklı 60’ıncı maddesinin (ı) bendindeki “Avukatlık, danışmanlık ve denetim hizmetleri karşılığı yapılacak ödemeler” in ve (m) bendinde ki “Yurt içi ve yurt dışı kamu ve özel kesim ile sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılan ortak hizmetler ve proje giderleri”nin belediye giderleri arasında sayılması sebepleriyle bu kuruluşlara emekleri karşılığında belli bir ödemede bulunulması gerektiğini ileri sürmüşler iseler de; 2942 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde belirtilen komisyon kıymet takdirini yapmakta ve bu komisyon idare elemanlarından oluşmaktadır. Komisyon, fiyatı belirlerken Kanun gereği ilgili kişi ve kuruluşlardan bilgi alabilecektir. 2942 sayılı Kanun’un emredici kuralı gereği ilgili idarenin gerektiğinde yararlanacağı kurumlara yazı ile yapacağı başvurulara meslek odaları cevap vermek zorundadır.
Diğer taraftan, yapılan ödemenin kanuni dayanağı 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60 ve 75’inci maddeleri de değildir. 5393 sayılı Kanun’un 60 ve 75’inci maddelerinde, yukarıda bahsedilen giderlerinin belediyeler tarafından karşılanacağına dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Kamulaştırma ile ilgili Kanun, 2942 Sayılı Kanun’dur.
Kamulaştırmaya ilişkin söz konusu giderler de bu Kanun’da düzenlenmiş olup, aynı Kanun’un 29’uncu maddesinde; 8’inci maddesinde belirtilen kuruluşlardan alınan bilgi karşılığı ücret ödenebileceğine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 983 sayılı ilamın 19’uncu maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Karar verildi.

****

Sayıştay Temyiz Kurulu Kararı;
Tarih : 08.05.2012,
No : 34941

ÖZÜ:Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapmakta olan kurum doktorlarına, “İş Yeri Hekimliği” yaptıkları süreler için kıdem tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı hk.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1293 sayılı ilamın 1’inci maddesiyle; ….Belediyesi’nde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapmakta olan kurum doktorlarına, “İş Yeri Hekimliği” yaptıkları süreler için kıdem tazminatı ödenmesi gerekçesiyle …. TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
(İLAM SIRA NO 1) 4857 sayılı İş Kanunu’nun İş Sağlığı ve Güvenliği başlıklı bölümünde yer alan 81’inci maddesi; “Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran işverenler, Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan, işçilerin sağlık durumunun ve alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin sağlanması, ilkyardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına ve işin tehlike derecesine göre bir veya birden fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyeri sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür. İşyeri hekimleri, sayısı, işe alınmaları, görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri ile işyeri sağlık birimleri, Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliği’nin görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikte düzenlenir.” şeklinde düzenlendiğini,
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 11’inci maddesi; “ İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşeme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.” Hükmünü içerdiğini,
Yine aynı Kanun’un 17’inci maddesi; Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; İşi altı aydan az sürmüş işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için. bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile arttırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarlarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18,19,20 ve 21’inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18.inci maddenin 1.fıkrası uyarınca bu kanunun 18,19,20 ve 21’inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektireceğini, Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim süresine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32’nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Hükmünü içerdiğini,
Öte yandan 1475 sayılı İş Kanunu’nun (06.2003 tarih ve 25134 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4857 sayılı Kanun’un 120’nci maddesiyle 14’üncü madde hariç yürürlükten kaldırılmıştır.) 14’üncü maddesi; “Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: İşveren tarafından bu Kanunun 17’nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, İşçi tarafından bu Kanunun 16’ncı maddesi uyarınca, Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya Kanun’un Geçici 81’inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirilmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinden çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12.07.1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlenmiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
12.07.1975 tarihinden evvel işyeri devrolunmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine hüküm yoksa işlenmiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur. İşçinin birinci bendin 4’üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu’na veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi olarak sadece aynı ya da değişik hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince tazminatı ödeneceğini, Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmayacağını, Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresince ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinden T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamayacağını, Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde sayılan kurumları kapsadığını, Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmeyeceğini, Kıdem tazminatının hesaplanması son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulacağını,
Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihiyle zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. 13’üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26’nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatlerde göz önünde tutulur.
Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre, mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır. Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebileceğini,
Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanunu’na tabii en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez...” şeklinde düzenlendiğini, kaldı ki işyeri hekimliği görevi nedeniyle kıdem tazminatı ödenebileceğine ilişkin yargı kararları da mevcut olup ek de sunulmuştur. Dolayısıyla herhangi bir kamu zararı mevcut olmadığını, 2007-1293 sayılı ilamıyla karara bağlanan 7. daireniz kararının temyizen bozulmasını, Sayıştay Savcılığının karşılamasında:
“1-İlamın 1’inci maddesi ile ilgili olarak, Belediyede görev yapmakta olan kurum doktorlarına iş yeri hekimliği yaptıkları süreler için ödenen kıdem tazminatı nedeniyle sorumluluğuna hükmedildiği, oysa yapılan işlemin yasal olduğu belirtilerek daire kararının bozularak sorumluluğunun kaldırılması istenilmektedir. 657 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan kurum doktorlarına işyeri hekimliği görevi yaptıkları süreler için kıdem tazminatı ödenmesi hiçbir şekilde mümkün olmadığından yasal dayanağı bulunmayan temyiz talebinin reddedilerek daire kararının onanmasının, 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.”, “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.”,
“İşyeri Hekimliği” başlıklı 81’inci maddesinde ise; “Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran işverenler, Sosyal Sigortalar Kurumu’nca sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan, işçilerin sağlık durumunun ve alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin sağlanması, ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına ve işin tehlike derecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyeri sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür.
(Ek fıkra : 01/07/2006 - 5538 S.K/18.mad) Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuatına göre çalıştırılmakta olan hekimlere, ikinci fıkrada öngörülen eğitimler aldırılmak suretiyle ve aslî görevleri kapsamında, çalışmakta oldukları kurum ve kuruluşların asıl işveren olarak çalıştırdıkları işçilerin iş yeri hekimliği hizmetleri gördürülür. Bu kurum ve kuruluşların diğer personel için oluşturulmuş olan sağlık birimleri iş yeri sağlık birimi olarak da kullanılabilir.” denilmektedir.
81’inci maddenin son fıkrasında da ifade edildiği üzere, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakta olan hekimler yine çalışmakta oldukları kurum ve kuruluşların asıl işveren olarak çalıştırdıkları işçilerin işyeri hekimliği hizmetini asli görevleri kapsamında yürütürler. Buna göre kurum doktorlarının, işçi olarak düşünülmesinin mümkün olamayacağı gibi, işyeri hekimi olarak görev yapmaları ise zaten asli vazifeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 120’inci maddesi ile yürürlüğü devam ettirilen 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinin birinci fıkrasına göre işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için;
1- İşçi, İş Kanunu’na göre işçi sayılmalıdır.
2- İşçi, İş Kanunu kapsamında olan iş veya işyerinde çalışmış olmalıdır.
3- İşçinin hizmet süresi en az bir tam yıl (=365 gün) olmalıdır.
4- İş sözleşmesi kanunda belirtilen sebeplerle sona ermiş olmalıdır.
Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için yukarıda belirtilen dört koşulun bir arada geçekleşmiş olması gerekmektedir. Birinin eksikliği halinde kıdem tazminatına hak kazanılmaz.
Kanunda belirtilen koşullar kesin ve sınırlayıcı olup, işçi lehine de olsa bunların (kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hariç) iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile değiştirilmesi veya genişletilmesi mümkün değildir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre kurum doktoru olarak görev yapmakta olan ilgili kişiler işçi statüsünde olmayıp kıdem tazminatına hak kazanabilme şartları oluşmadan kendilerine bu ödemenin yapılamayacağı açıktır. Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “İstihdam Şekilleri” başlıklı 4’üncü maddesinde” Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle
A) Memur: Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılır.
D) İşçiler: (Değişik cümle: 04/04/2007-5620 S.K./4.mad) (A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan ve ilgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya işlerinde ya da orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuatına göre geçici iş pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir.”
Kanunun 146’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında ise;
“Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.” denilmektedir. 657 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin “D” fıkrasında sayılan personel hakkında 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır. 657 sayılı Kanun’a göre “Memur” sayılan personele, bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, 657 sayılı Kanuna tabi kurum doktorlarına, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesine göre sadece işçilere tanınan bir hak olan kıdem tazminatı ödenmesi mevzuata aykırıdır.
Yukarıda yazılı gerekçelerle, 657 sayılı Kanun’a tabi kurum doktorlarına işyeri hekimliği görevi yaptıkları süreler için kıdem tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı, Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1293 sayılı ilamın 1’inci maddesiyle 7’nci daire tarafından verilen … TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE, Karar verildi.

****

Sayıştay Temyiz Kurulu Kararı:
Tarih : 30.05.2012,
No : 35037

ÖZÜ: Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan personele yapılan ikramiye ödemesinde; adı geçen Kanun’da yer alan aylık tanımı dışında kalan özlük haklarının ikramiye hesabına dahil edilmesinin mümkün olmadığı hk.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü: 533 sayılı İlamın 1’inci maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan personele yapılan ikramiye ödemesinde; adı geçen Kanunda yer alan aylık tanımı dışında kalan özlük haklarının ikramiye hesabına dahil edildiği gerekçesiyle …. TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde özetle;
…. Genel Kurulunca 29.11.2005 tarih ve 2005/80 sayı ile, kanundan kaynaklanan yetkisini kullanarak …. memur personeline 2006 yılı içerisinde (Ocak-Temmuz aylarında) 2 maaş tutarında ikramiye ödenmesine karar verilmek suretiyle memur personele ikramiye ödenebilmesi için kanunda öngörülen şekil şartı yerine getirilmiştir. Bahse konu karar gereğince Genel Müdürlükçe memur personele ikramiye ödemesi yapılmıştır.
Kanun’un 1’inci maddesi ile İSKİ’nin tabi olduğu personel rejimi belirlendikten sonra, aynı Kanun’un 9’uncu maddesinin (b) bendi ile Yönetim Kuruluna, 4 maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktarını belirlemek yetkisi verilmiştir. Madde düzenlemesinde, 657 sayılı Kanun’da yer verilen aylık tanımına yer verilmeyerek maaş ibaresi kullanılmıştır. Oysa 2560 sayılı Kanun’un diğer maddelerinde, 657 sayılı Kanun’da yer verilen aylık ve ücret tanımlarına yer verilmiştir. Aylık ve ücret tanımları, Kanun koyucu tarafından memura verilmek istenen ikramiye miktarının belirlenmesinde yeterli bulunmadığından, 2560 sayılı Kanun’da ikramiyeler yönünden “maaş” ibaresi dikkate alınmıştır. Bu durumda, ikramiyeler yönünden nazara alınan “maaş” ibaresinin bilinçli olarak kullanıldığı açıktır.
Kanun’un 10’uncu maddesinde yapılan değişiklik ile:
“Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (ek gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır.” Şeklinde yeniden bir belirleme yapılmıştır.
Yukarıda arz edilen 2560 sayılı Kanun’un ilk şeklinde yer verilen 6., 7., 9 ve 10’uncu maddelerin 3009 sayılı Kanun ile değişikliğe uğrayan ve halen yürürlükte olan şekli ile önceki hali arasında anlam olarak farklılık bulunmamakla birlikte maaş, aylık ve ücret kavramları aynen korunmuştur. Bununla birlikte 10’uncu maddede denetçilere ödenecek ücretin belirlenmesinde esas alınan aylık tanımına sınırlama getirilerek (ek gösterge hariç) ödeneceği belirtilmiş ancak ikramiye ödenmesinde esas alınan “maaş” ibaresi için herhangi bir sınırlama getirilmemiştir.
Bu durumda, 2560 sayılı Kanun’da “maaş” ile “aylık” ibarelerinin aynı amaçla kullanıldığının kabulü mümkün değildir. Kanun koyucunun “maaş” ibaresini kullanmaktaki amacının, personele bir aylık çalışması karşılığı ödenen net meblağ olduğu açıktır. Danıştay 5. Dairesinin 23.09.1992 tarih, 1992/2341 K. Sayılı ilamlarında “Tasarruf teşvik kesintisine esas tutulacak aylık kavramının içine zam, tazminat ve yakacak yardımı gibi unsurlarında katılacağı” ifade edilmiştir.
Yukarıda arz edildiği üzere, 2560 sayılı Kanun görüşmelerinde Kanun koyucu tarafından ikramiyenin bir nevi (nitelikli personel istihdamını) teşvik unsuru olarak kabul edildiği, 657 sayılı Kanun’da zikredilen aylık ve ücret tanımlarının memura verilmek istenen ikramiye miktarının belirlenmesinde yeterli bulunmadığı, 2560 sayılı Kanun’un 6’ıncı maddesinin (d) bendinde “maaş” ibaresine yer verilerek memura ödenecek ikramiye miktarının tespitinde bir aylık çalışması karşılığı ödenen net meblağın esas alınmasının amaçlandığı açık olup, Sayıştay 1. Dairesi’nin 22.01.2009 tarih ve 533 sayılı kararının incelenerek kaldırılmasını teminen temyiz isteminde bulunulmuştur. Demişler, ayrıca 6009 sayılı Kanun’un geçici 8’inci maddesi ile 6289 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddelerini gerekçe göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir. Savcılık Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un ek 5’inci maddesine göre bu kanun diğer '62üyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanmaktadır. Kanun’un 1’inci maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi tutulmuştur. Kanun’un 6’ıncı maddesinin d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.
Ödenen ikramiyelerin hesabında gösterge ve ek gösterge yanında taban aylık, kıdem aylık, özel hizmet tazminatı, iş riski tutarı da dikkate alınmıştır. 657 sayılı Kanun’un “Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları” başlıklı 155’inci maddesinde, “Bu kanunun 36’ ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.”,
“Göstergeler” başlıklı 43’üncü maddesinin B bendinde; “Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır.” , Hükümlerine yer verilmek suretiyle “Aylık” kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.
Dilekçiler çeşitli mevzuat düzenlemeleri ve Danıştay kararlarını göstererek “maaş” kavramının “aylık” kavramından daha geniş bir anlamı olduğunu ve aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığını iddia etmişlerse de, 2560 sayılı Kanun’da “maaş” kavramının aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığına dair bir ifade olmadığı gibi, Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarih ve 1999/81 Karar No.lu Kararında, 657 sayılı Kanun’un 155 ve 43/ (B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanun’da her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği, aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği, böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanun’da yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı, yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı görüşüne varılmıştır.
Diğer taraftan, 375 sayılı Devlet Memurları Ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesinde “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” denilmektedir. Düzenlemede her ne kadar “ikramiye” ifadesine yer verilmese de, “her ne ad altında olursa olsun” ile “ve benzeri ödemeler” ibarelerinden, kapsamın sadece sayılan ödeme türleriyle sınırlı olmadığı, “ikramiye” hesabına da taban ve kıdem aylığının dahil edilmeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan 6009 sayılı Kanun’un geçici 8’inci maddesi ve 6289 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesi memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmadığından dilekçilerin bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. Bu itibarla dilekçi iddialarının reddiyle 533 sayılı ilamın 1’inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Karar verildi.

 ****

Esas No            :---      

Karar No                     : 33333

Karar Tarihi    : 16.12.2005

Konusu             :Asli ve sürekli hizmetler

 

KARAR:“Belediyenin kendi personeli tarafından yürütülmesi gereken ve aslî görevi olan imar uygulamaları işinin, hizmet alımı şeklinde Aydın Vakıf Hizmetleri A.Ş.’ne ihale yolu ile devredilmesi; Anayasanın 128’inci, 657 sayılı Kanunun 4 ve 5’inci maddeleri ile düzenlenen istihdam esaslarına aykırı olduğundan, konunun tüm yönleri ile araştırılarak gerekli kovuşturmaların da yapılması ve sorumluların tespiti için İçişleri Bakanlığına yazılmasına; araştırma ve soruşturma sonucundan bilgi verilinceye kadar 12 adet verile emri tutarının toplamının hüküm dışı bırakılmasına,”

 

***

Dairesi               : Yedinci Daire

Esas No              :---               

Karar No           : 9497

Karar Tarihi     : 21.12.2005

Konusu              :Ek gösterge fazlası

 

KARAR :“2’nci derece kadrolu Belediye Başkan Yardımcılığı görevini yürüten ve yüksek öğrenimli olmayan ilgiliye, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesiyle eklenen (1) sayılı Cetvelin “I-Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (i) bendi uyarınca 1100 ek gösterge verilmesi gerekirken, yüksek öğrenim görenler için öngörülen 2200 ek göstergenin ödemeye esas alınması sonucu fazla ödenen tutarın sorumlulara ödettirilmesine,”

 

***

Dairesi                 : Birinci Daire

Karar No               : 8662

Karar Tarihi         :12.05.2005

Konusu                  : Harcırah Kanununun 5’nci Maddesine Göre Görevlendirme

KARAR: 6245 sayılı Harcırah Kanununun 5’inci maddesine göre, geçici görevle memuriyet mahalli dışına görevlendirilenlere verilecek harcırah, yemek ve geceyi geçirme karşılığı olup;

Bakanlıkça Ankara’da hizmet içi eğitime tabi tutulan kursiyerlerin iaşe (yemek) ve ibateleri (kalma yeri) Ba-kanlıkça karşılandığından, kurs süresi boyunca ödenen gündeliklerinin (gidiş-dönüş gündeliği ile yol masrafı dışında) fazla ödenen kısmının sorumlulara ödettirilmesine.

***

 

Dairesi                   :              7.Daire

Esas No                 :              -

Karar No               :              8497

Karar Tarihi         :              21.12.2005

Konusu                  :              Memurlara giyecek yardımı.

KARAR                : (Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yö-netmeliğinin 11’inci maddesinde, idarelerin verilecek giyim eşyalarını Maliye Bakanlığınca belirlenecek standart fiyatları göz önünde bulundurarak tâbi bulundukları ihale mevzuatına göre karşılayacakları hükmüne yer verilmiş ise de; bu hükümden, anılan standart fiyatların aşılamayacağı anlamı değil, kurumların ihaleye çıkarken söz konusu fiyatları muhammen bedelin tespiti aşamasında göz önünde bulundurmaları gerekeceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, memurlara giyim yardımı yapılmasında, verilen giyim eşyası bedellerinin standart fiyatları aşmış olmasında mevzuata aykırı bir husus bulun-madığına)

***

 

Dairesi                  :              6.Daire

Esas No                 :              -

Karar No               :              11159

Karar Tarihi         :              22.09.2005

Konusu                  :              Gecikme zammı ödemelerinde sorumluluk

KARAR: (Gecikme zamlarına tazmin hükmedilebilmesi için, söz konusu sigorta primi ve vergilerin vade gününde belediyenin nakit durumunun müsait olup olmadığı, belediyenin acil ve aslî vazifelerinin gerektirdiği diğer giderlerin yanı sıra vergi ve primlerin de ödenmesine imkân bulunduğu halde keyfi olarak ödenmediğinin teftiş mahiyetinde bir inceleme ve soruşturma ile tespit edilmiş olması gerekir. Böyle bir tespit bulunmadığından, sorumluların savunmalarına itibar edilerek; beledi-yenin nakit ve ödenek sıkıntısı nedeniyle vergi ve prim borçlarının zorunlu olarak vadelerinde ödenemediğini, bu nedenle gecikmeye kalındığını kabul etmek gereke-cektir. Bu itibarla ilişilecek bir husus bulunmadığına)

Dairesi   :              Temyiz Kurulu

Esas No                 :              -

Karar No               :              27950

Karar Tarihi         :              24.05.2005

Konusu                  :              İl Müdürlerinin ek göstergeleri.

KARAR                : İl Yazı İşleri Müdürü, İl Planlama Koordinasyon Müdürü ve İl İdare Kurulu Müdürleri İçişleri Bakanlığını il düzeyinde temsil eden ve ildeki bakanlığa ait birimlerin amiri durumunda olan “Bakanlık İl Müdürü” olmadıklarından, bu kadrolarda görev yapanlara Bakanlık İl Müdürleri için öngörülen 3000 ek gösterge rakamı üzerinden ödeme yapılmasının mümkün olmadığı.

***

Dairesi                   :              Temyiz Kurulu

Esas No                 :              -

Karar No               :              27414

Karar Tarihi         :              01.11.2004

Konusu                  :              Belediye personeline bayram hediyesi olarak alınan çikolataların temsil ağırla-ma kapsamında değerlendirilerek belediye bütçesinden ödenmesinin mümkün olduğu.

KARAR:”…1095 sayılı ilâmın 6’ncı maddesi ile bele-diyede çalışan memurlara Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesine aykırı olarak 21.000 kutu çikolata alındığı ve bedelinin Temsil Ağırlama ve Tanıtma Giderleri tertibinden ödendiği gerekçesiyle ……………-liraya tazmin hükmü verilmiştir.

Belediye personeline bayram hediyesi olarak çikolata alınmasının; konu, kapsam ve miktarının tayini belediye başkanının takdirinde geleneklerle örf ve adedin gerektirdiği ağırlama giderleri kapsamında mütalaa edilmesi ve bedellerinin belediye bütçesinden ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığından 1095 sayılı ilâmın 6’ncı maddesi ile verilen …………...-liraya ilişkin tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verildi”.

***

 

Dairesi   :              Temyiz Kurulu

Karar No               :              28119

Karar Tarihi         :              05.10.2005

Konusu  :              Demir nakliyesi

ÖZET: Demir nakliyesinde, fabrikaca yapılan ve demir fiyatına dahil olan yükleme bedelinin 07.D/2 pozu ile ödenmesi mükerrerlik teşkil ede-ceğinden veya demir fiyatına dahil olmasa bile yüklemenin fabrikaca yapılması nedeniyle, yapıl-mayan bir işin karşılığı olarak yükleniciye ödemede bulunulması anlamına geleceğinden, 07.D/2 pozunda yer alan yükleme-boşaltma bedeli karşılığı 3 saat döz işçi bedelinin yüklemeye tekabül eden 1,5 saatinin kesilmesi veya analize dahil edilmemesi gerektiği

***

 

Dairesi   :              3.Daire

Karar No               :              101

Karar Tarihi         :              27.10.2005

Konusu  :              Vali ve Kaymakam konutlarının tefrişi.

ÖZET: Vali ve Kaymakam Konutları Donatım Yönergesinin 2’nci maddesinde, Vali ve Kaymakam konutlarının tefrişinde tedariki zorunlu eşyaların ekli 1 sayılı listede gösterildiği mahalli özellikler dikkate alınarak İl Daimi Encümenlerinin bu listeye eklemeler yapmaya yetkili olduğu belirtildiğinden, İl Özel İdare bütçesinden satın alınan ve İl Daimi Encümeni tarafından onaylanan eşyaların bedelinin bütçeden ödenmesinde ilişik olmadığına,

***

 

Dairesi                   : 8.Daire

Esas No                : ---

Karar No               : 5652

Karar Tarihi         : 20/09/2005

Konusu                  : Rücu hakkının kullanımı

KARAR: “Belediye otobüs şoförünün kaza yapması sonucunda mağdur olan tarafa mahkeme kararı ile tazminat ödenmesinden sonra belediye tarafından ilgiliye rücu edilmesi, geri ödemenin taksitlendirilerek ilk iki taksidinin tahsil edildiğinin ve devamının tahsilatına devam edileceğinin bildirilmesi, sonuç olarak belediyenin rücu davası açmış olması ve rücu hakkını kullanmış olması nedeniyle mevzuata aykırı bir husus olmadığına”

 

 

***

 

Dairesi   : 5.Daire

Esas No: ---

Karar No               : 10857

Karar Tarihi         : 17/05/2005

Konusu  :Zabıta memurunun zabıta hiz-metlerinde çalışması

KARAR: “Zabıta memuru kadrosunda olup da, zabıta hizmetinde çalışmayan personele, sadece zabıta hizmetlerinde çalışan personele ödenmesi gereken aylık maktu fazla çalışma ücretinin ödenmesinin mümkün olmadığına”

 

***

 

Dairesi   :  Temyiz Kurulu 

Esas No: ---

Karar No               : 27229

Karar Tarihi         : 22/06/2004

Konusu  :657 sayılı Devlet Memurları Ka-nununun 88’inci maddesi uyarınca belediye tabipliği görevini yürüten ve aynı Kanunun 175’inci maddesi gereğince ikinci görev ücreti ödenen doktora, sözleşme yapılması halinde ayrıca sözleşme ücreti ödenmesinin mümkün olduğu.

KARAR: “1266 sayılı ilâmın 1’inci maddesiyle; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 88’inci maddesi uyarınca 4’üncü derece kadrolu ... Belediye tabipliği görevini yürüten ve kendisine aynı Kanunun 175’inci maddesi gereğince ikinci görev ücreti ödenen … Sağlık Müdürlüğü doktorlarından ...'e, düzenlenen sözleşmeye istinaden ayrıca sözleşme ücreti de ödendiği gerekçesiyle ... -liraya verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak Temyiz Kurulunun 04.03.2003 tarih ve 26167 tutanak sayılı kararı ile de tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.

 1593 Sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 180 ve İşçi Sağlığı ve İş güvenliği Tüzüğü’nün 91’inci mad-deleri ile, sürekli olarak en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerinde işyeri hekimi bulundurulması şart koşulmuş, 1593 sayılı Kanunun 282’nci maddesi ile de işyerinde hekim bulundurulmamasının cezai müeyyide ile karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Bu mevzuat hükümleri çerçevesinde 50 den fazla işçi çalıştıran … Belediyesinin işyeri hekimi istihdam etme zorunluluğu bulunduğu kuşkusuz olup esasen ilâmda da bu husus kabul edilmekte ancak, 657 sayılı Kanuna tabi devlet memuru olan Dr …’e Kanunun 146’ncı maddesi gereği ücret ödenemeyeceği belirtilmektedir. Doktor ... ile ... Belediyesi arasında yapılan hizmet akdinde, haftanın Pazar günü hariç 6 günü sabah 07.30-09.30, Öğlen=12.00-13.30 ve Akşam= 17.00-19.00 saatleri iş hekiminin çalışma günleri ve saatleri olarak belirlenmiştir. 657 sayılı Kanunun 146’ncı maddesi, bir memurun memuriyet görevi ile ilgili olarak kanunların, yönetmeliklerin veya amirlerin verdiği bir görevi yapması dolayısıyla kendisine ayrı bir ödeme yapılmasına engel teşkil etmektedir. Yapılan işyeri hekimliği sözleşmesi, çalışma günleri ve saatleri dışında yapılan, kanunların, yönetmeliklerin ve amirlerin verdiği bir görev olmayan, belirli süreli iş akdi ile hekimin hizmetinden yararlanmak amacını taşımaktadır. Öte yandan işyeri hekimliği hizmetinin gördürülmesi yasanın ve tüzüğün amir bir hükmü gereği olup, bu gö-revin bedel ödenmeksizin yerine getirilmesi de mümkün görünmemektedir. Yapılan ödeme hizmet karşılı-ğıdır.

İşyeri hekimliği hizmetinin kadrolu veya sözleşmeli doktor istihdamı ile yerine getirilmesi durumunda, ödenecek ücretin ödenen ücretten fazla olması nedeniyle hazine zararı da bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, yapılan ödemelerde mevzuata aykırılık görülmediğinden 04.03.2003 ve 26167 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının, 1266 sayılı ilâmın 1’inci maddesi ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması, şek-linde düzeltilmesine, karar verildi.”

***

 

Dairesi   :              Daireler Kurulu

Esas No                 :              ---

Karar No               :              1114/1

Karar Tarihi         :              09/04/2003

Konusu  :              Teklif mektupları.

KARAR: “…2886 sayılı Devlet İhale Kanununun “Tekliflerin Hazırlanması” başlıklı 37’nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Teklif mektuplarının istekli tarafından imzalanması ve bu mektuplarda şartname ve eklerinin tamamen okunup kabul edildiğinin belirtilmesi, teklif edilen fiyatın rakam ve yazı ile açık olarak yazılması zorunludur. Bunlardan herhangi birine uygun olmayan veya üzerinde kazıntı, silinti veya düzeltme bulunan teklifler reddolunarak hiç yapılmamış sayılır” denilerek, teklif mektuplarında yer alan tekliflerin rakam ve yazı ile hiçbir şüpheye yer vermeksizin açık olarak yazılmasının ihaleye katılacak firmaların yerine getirmesi gereken bir zorunluluk olduğu, aksi takdirde yapılan tekliflerin hiç yapılmamış sayı-lacağı hüküm altına alınmıştır.

Söz konusu ihaleye teklif veren tek firma olan .............. Ltd. Şti.nin teklif mektubunda yapılacak indirim oranının rakamla (%03), yazıyla yüzde üç olarak yer aldığı, ihale esnasında tutulan tutanağa indirim oranının %3 olarak dercolduğu, tutanağın ihaleye katılan firma yetkilisince de imzalandığı, sorgu üzerine firmadan alınan 13.1.2003 tarih ve 03/33 sayılı yazıda da gerçek indirim miktarının %3 olduğunun kabul edildiği, teklif mektubundaki indirim oranları arasındaki farklılığın sehven yapıldığı belirtilmiştir.

Buna göre söz konusu teklif mektubunda ihale indi-riminin rakamla “%03”, yazıyla “yüzde üç” yazılmış olması nedeniyle indirimin oranında bir tutarsızlık varmış gibi görünse de; ihale esnasında tutulan ihale tutanağına indirim oranının %3 olarak dercolduğu ve tutanağın ihaleye katılan firma yetkilisince de imzalandığı, dolayısıyla her iki tarafın gerçek iradelerinin bu yönde olduğu ve bu durumun Borçlar Kanununun 18’inci maddesindeki akdin şekil ve şartlarının tayininde her iki tarafın hakiki ve müşterek maksatlarını aramak gerektiği hükmüne uygun düştüğü, idarenin lehine olan indirim oranı kabul edilerek sözleşmenin imzalanması nedeniyle idare menfaatlerinin de ko-runduğu anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, 2886 sayılı Kanunun “İlkeler” başlıklı 2’nci maddesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasının esas olduğu hükmü yer aldığından; İstanbul gibi çok geniş bir alana sahip olan metropol bir şehirde akaryakıt teminine yönelik olarak yapılan ihale şartnamesine, ihaleye katılacak olanlarda Ümraniye ilçesinde veya ilçe sınırlarına yakın yerlerde akaryakıt istasyonunun bulunduğuna dair belge aranacak olması şartı konulmasının, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zama-nında karşılanmasını öngören bu ilkeye aykırı her hangi bir yönü bulunmamaktadır.

Ayrıca, 26.4.2001 tarih ve 4985/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında; Belediyelerin kurdukları veya iştirak ettikleri ve 2886 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin birinci bendinde sayılan kişilerin yönetim ve denetim kurullarında görev aldıkları ticaret şirketlerinin, aynı belediyeler tarafından açılan ihalelere katılmalarının mümkün bulunmadığı belirtilmiş olup, burada ise ihaleye katılan firmanın ihaleyi yapan belediyenin kurmuş olduğu veya iştirak ettiği bir firma olmadığı gibi 2886 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin birinci bendinde sayılan kişilerin yönetim ve denetim kurullarında görev aldıkları ticaret şirket niteliğinde de değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, teklif mektubunda ihale indiriminin rakamla “%03”, yazıyla “yüzde üç” yazılmış olan söz konusu ihalede, her iki tarafın gerçek iradelerine uygun olarak ve idarenin lehine olan indirim oranı olan (%3) yüzde üç rakamının kabul edilerek sözleşmenin imzalanması nedeniyle idare menfaatlerinin korunduğu ve rekabete engel bir hususun da bulunmadığı ve ihtiyaçların uygun şartlarla karşılanmasının amaçlandığı anlaşıldığından sözleşmenin tescil edilmesinin uygun olacağına, çoğunlukla karar verildi.”

 

***

 

Dairesi                   :              Temyiz Kurulu

Esas No                 :              ---

Karar No               :              29068

Karar Tarihi         :              23/01/2007

Konusu  :              Belediyeden emekli olan işçiler, ücretlerinden kesilen tasarruf kesintileri ile buna ilişkin nemaların ödenmesi için Belediye Başkanlığına dilekçe ile başvurmuş oldukları halde, haklı bir gerekçe olmaksızın ödemenin yapılmaması üzerine hak sahiplerinin dava açması sonucu belediye aleyhine hükmedilen faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinin belediye bütçesinden ödenmesinin mümkün olmadığı hk.

KARAR: “… 687 sayılı ilâmın 1’inci maddesinde, …... Belediyesinin değişik birimlerinde çalışırken emekli olan işçilerin ücret bordrolarından kesilen tasarruf kesintileri ile buna ilişkin nemaların ödenmesi için Belediye Başkanlığına dilekçe ile başvurmuş olmalarına rağmen, ödemenin yapılmayarak hak sahiplerinin dava açması sonucu, faiz, yargılama gideri ve mahkeme vekalet ücreti olmak üzere belediye aleyhine hükmedilen toplam ………………-liranın tazminine hükmolunmuş, 822 sayılı ek ilam ile de sorumluların gönderdikleri ekstreler belediyenin nakit yetersizliği içerisinde bulunduğunu kanıtlayıcı belge niteliği taşımadığından konu hakkında yargılamanın iadesi yoluyla hüküm tesisine mahal bulunmadığına karar verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle, imkan-larının kısıtlı olması nedeniyle ödemelerin zamanında yapılamadığını, ödemelerin öncelik sırasının idarece belirlendiğini, belediyenin öncelikli olan diğer hizmetlerinin karşılandığı düşünülürse geç ödeme nedeniyle belediyenin bir zararının bulunmadığını, ödemelerin gecikmesinin İta amirinin yazılı emrine dayandığını, işçilerin tasarruf kesintilerinin geçmişe yönelik olup, 1989 yılından 2002 yılına kadar ödenemediğini, ödenememe sebeplerinin başında miktar konusunda uyuşmazlık olduğunu, o döneme ait yasal faiz oranlarının %70 civarlarında olduğunu, gecikme faizi ile karşılaştırıldığında da idarenin menfaatinin bulunduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir. 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun'un 4’üncü maddesinde; "Kurumlar bu Kanun Hükümleri çerçevesinde çalışanların aylık ve ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintisi ile sağla-nacak Devlet katkılarını aylık ve ücret ödemelerinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar T.C. Ziraat Bankasında personeli adına açtıracakları “Tasarruf Teşvik Hesabı'na yatırırlar....". Aynı Kanunun 6’ncı maddesinde ise, emeklilik veya ölüm halinde biriken tasarruf kesintileri ile Devlet katkılarının, ilgililere veya kanuni mirasçılarına nema ile birlikte ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Belirtilen hükümler uyarınca, çalışanlardan yapılan tasarruf kesintileri ile Devlet katkılarının T.C. Ziraat Bankasındaki hesaba yatırılması ve yatırılan bu paraların nemalandırılması suretiyle hak sahiplerine buradan ödemede bulunulması gerekirken, tasarruf kesintilerinin bankaya yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Emekli olan işçilerin ücret bordrolarından kesilen tasarruf kesintileri ile buna ilişkin nemaların ödenmesi için Belediye Başkanlığına dilekçe ile başvurmuş olmalarına rağmen, ödemenin yapılma-yarak hak sahiplerinin dava açması sonucu, faiz, yargılama gideri ve mahkeme vekalet ücreti olarak belediye bütçesinden yersiz ödemeye neden olun-duğu görülmektedir. Dilekçi tarafından ödemelerin gecikmesinin ita amiri olan ………….’ın yazılı emrine dayandığı belirtilmektedir. 1050 sayılı Ka-nunun 13 ve 82’nci maddelerinde sorumluluk üstlenmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Yine 1050 sayılı Kanuna paralel olarak düzenlenen Be-lediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğünün "So-rumluluk Üstlenme" başlıklı 57’inci maddesinde: "Ödenek yetersizliği, atama ve çalıştırmaların kadro üstü olması, yüklenme ve gerçekleştirme belge-lerinin noksanı, maddi hata ve hak sahibinin kimliği dolayısıyla kabul edilmeyen verile emirlerinin ödenmesine saymanlar zorlanamaz. Yukarıda sayılanlar dışında, saymanların kanun, tüzük ve tertibe uygunluk hakkında ileri sürecekleri itirazlar üzerine ita amirleri tarafından yazılı olarak so-rumluluk üstlenildiği takdirde sayman ödemeyi yap-mak zorundadır. Bu durumlarda sorumluluk, üstlen-me yazısını veren ita amirine ait olup üstlenme yazısı verile emrine bağlanır." ifadesi yer almaktadır. Dilekçinin dilekçe ekinde ibraz ettiği yazı incelendiğinde, yasal ödemelerin zamanında ödenmemesi hususunda genel olarak sorumluluk üstlenilmesi mümkün olmayıp dilekçi tarafından da bu belgenin yazılı bir emir olarak düşünülmesi gerektiği belirtilmektedir. Deruhte-i Mesuliyet belgesinin her bir ödeme için ayrı olarak verilmesi ve verile emrine eklenmesi gerekmektedir, Verile emrine ekli belgelerin incelenmesinde dilekçinin sorumlu tutulduğu ödeme belgelerinde ita amiri olarak imzasının ve ödemeye ilişkin olarak deruhte-î mesuliyette bulunduğuna ilişkin belgenin eklenmiş olduğu görülmektedir. Dilekçi tarafından be-lediyenin nakit sıkıntısı içinde olması nedeniyle ödemenin yapılamadığı belirtilmekte ise de gönderilen belgeler başka yıllara ilişkin olup, işçilerin belediyeye başvurdukları tarih olan 2002 yılında belediyenin nakit sıkıntısı içinde olduğunu doğrulayan herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle dilekçi iddialarının reddi ile 687 sayılı ilâmın 1’inci maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Karar verildi.”

 

***

 

Dairesi   :              1. Daire

Esas No                 :              ---

Karar No               :              8657

Karar Tarihi         :              26/04/2005

Konusu  :              Elektrik Tüketim Bedeli Tarifesi

KARAR: “Belediyenin de resmî bir kurum olması nedeniyle park ve bahçelerin aydınlatılmasında kullanılan elektriğin tüketim bedellerinin resmî daire tarifesi üzerinden hesaplanmasında mevzuata aykırı bir husus bulunmadığına.”

***

 

Dairesi                   :              5. Daire

Esas No                 :              ---

Karar No               :              10859

Karar Tarihi         :              24/05/2005

Konusu                  :              Damga Vergisi

KARAR: “488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli 1 sayılı Tablonun “Makbuzlar ve Diğer Kağıtlar” başlıklı IV. Bölümünün 1/h sırasında “kişiler tarafından belli parayı muntazam olarak, resmî dai-relere verilen makbuz ve ibra senetleri ve resmî daire hesabına ödenen paralar hakkında müteaddit nüsha olarak bankalara verilen makbuz senetlerinin mezkur dairelere ait nüshalarında binde 7,5 oranında damga vergisi kesintisi yapılır” hükmü gereği, kamulaştırılan gayrı menkuller için bedelin artırılması davası açılmak suretiyle gayrı menkulün bedelinin artırılmış tutarı ile gecikme ücreti, vekalet ücreti, yargılama gideri vs. için yapılan ödemelerden damga vergisi kesilmemesi sonucu yapılan fazla ödemenin sorumlulara ödettirilmesine.”

 

***

 

Dairesi   :              7. Daire

Esas No                 :              ---

Karar No               :              9623

Karar Tarihi         :              03/05/2005

Konusu  :              Verile Emrinin Saklanması Mükellefiyeti

KARAR: “Söz konusu ödemeye ilişkin verile emrinin Sayıştay Başkanlığına gönderilmemesi nedeniyle, ilgili harcama belgesi ile ödenen tutarın, verile emirlerini saklamak ve istendiğinde ibraz etmekle mükellef olan saymana tek başına ödettirilmesine,”

***

 

 

Dairesi                   :              Temyiz Kurulu

Esas No                 :              ---

Karar No               :              27229

Karar Tarihi         :              22/06/2004

Konusu  :              657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 88’inci maddesi uyarınca belediye tabipliği görevini yürüten ve aynı Kanunun 175’inci maddesi gereğince ikinci görev ücreti ödenen doktora, sözleşme yapılması halinde ayrıca sözleşme ücreti ödenmesinin mümkün olduğu

KARAR: “…1593 Sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 180 ve İşçi Sağlığı ve İş güvenliği Tüzüğü’nün 91’inci maddeleri ile, sürekli olarak en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerinde işyeri hekimi bulundurulması şart koşulmuş, 1593 sayılı Kanunun 282’nci maddesi ile de işyerinde hekim bulundurulmamasının cezai müeyyide ile karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Bu mevzuat hükümleri çerçevesinde 50 den fazla işçi çalıştıran Sivas Belediyesinin işyeri hekimi istihdam etme zorunluluğu bulunduğu kuşkusuz olup esasen ilâmda da bu husus kabul edilmekte ancak, 657 sayılı Kanuna tabi devlet memuru olan Dr. …………’e Kanunun 146’ncı maddesi gereği ücret ödenemeyeceği belirtilmektedir. Doktor …………….. ile ….. Belediyesi arasında yapılan hizmet akdinde, haftanın Pazar günü hariç 6 günü sabah 07.30-09.30, Öğlen=12.00-13.30 ve Akşam= 17.00-19.00 saatleri iş hekiminin çalışma günleri ve saatleri olarak belirlenmiştir. 657 sayılı Kanunun 146’ncı maddesi, bir memurun memuriyet görevi ile ilgili olarak kanunların, yönetmeliklerin veya amirlerin verdiği bir görevi yapması dolayısıyla kendisine ayrı bir ödeme yapılmasına engel teşkil etmektedir. Yapılan işyeri hekimliği sözleşmesi, çalışma günleri ve saatleri dışında yapılan, kanunların, yönetmeliklerin ve amirlerin verdiği bir görev olmayan, belirli süreli iş akdi ile hekimin hizmetinden yararlanmak amacını taşımaktadır. Öte yandan işyeri hekimliği hizmetinin gördürülmesi yasanın ve tüzüğün amir bir hükmü gereği olup, bu görevin bedel ödenmeksizin yerine getirilmesi de mümkün görünmemektedir. Yapılan ödeme hizmet karşılığıdır.

İşyeri hekimliği hizmetinin kadrolu veya sözleşmeli doktor istihdamı ile yerine getirilmesi durumunda, ödenecek ücretin ödenen ücretten fazla olması nedeniyle hazine zararı da bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, yapılan ödemelerde mevzuata aykırılık görülmediğinden 04.03.2003 ve 26167 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının, 1266 sayılı ilâmın 1’inci maddesi ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması, şeklinde düzeltilmesine, karar verildi.”

***

TEMYİZ KURULU KARARI
Tarih : 29.11.2011
No : 33979

Yurtdışında görevlendirilen ve kendilerine yurtdışı geçici görev yolluğu ödenen Belediye Meclis Üyeleri ile belediyenin idari
personelinin yurtdışı görevi için ayrıca Belediyeler Birliğine katılım payı ödenmesinin mevzuata aykırı olduğu hk.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
337 sayılı ilamın 4. maddesiyle; …………….. Belediyesi Meclis üyeleri ve bazı idari personelinin “teknik inceleme ve yurtdışı temas programı” çerçevesinde İspanya’ya geçici görevlendirilmeleriyle ilgili olarak ……………Belediyeler Birliği’ne katılım payı ödendiği gerekçesi ile …………… TL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde özetle; tazmin hükmünün, yurtdışı ilişkilerde İçişleri Bakanlığının 20.06.2005 tarih ve B.050.MAH.076 000/500350520 sayılı genelgesi hükümlerine aykırı olması gerekçesi ile verildiğini, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve görevleri hakkında 3152 sayılı kanunun 1. maddesi ile İçişleri Bakanlığına Mahalli İdarelerin yönlendirme yetkisi verildiğini, harcamalarla ilgili
herhangi bir hükme yer verilmediğini, Belediyelerin harcamalarını 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümlerine göre yaptığını, Teknik İnceleme ve Yurt Dışı Temas Programının İspanya'ya yapıldığını, Avrupa Topluluğu üyesi İspanya’nın belediyecilik hizmetleri yönünden gelişmiş bir ülke olduğunu, altyapı ulaşım, şehircilik ve sanat yapıları açısından örnek uygulamaları bulunduğunu, Sorguda da belirtildiği üzere, belediye görevlilerinin bilgi görgü kazanmak ve yeni bir vizyon yakalamak için yurt içi ve yurt dışında seminer faaliyetlerine katılmasının doğal sayıldığını, ülkeler ve belediyeler arası ilişkiler
kurularak belediyecilik alanında yapılan örnek uygulamaların yerinde görülmesini amaçlayan dış gezilerin yapılamayacağına dair gerek 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda gerek 5393 sayılı Belediye Kanununda yasaklayıcı bir hüküm bulunmadığını, aksine 5393 sayılı Belediye Kanununun 60/b maddesinde belediyenin personeline ve seçilmiş organlarının
üyelerine ödenen maaş, ücret, ödenek, huzur hakkı, yolluklar hizmete ilişkin eğitim harcamaları ile diğer giderlerinin belediye gideri olarak sayıldığını, katılımcılara yapılan harcamaların kanunun bu maddesi hükmüne uygun olarak yapıldığını, Belediye bütçesinden yapılacak temsil ağırlama ve tören giderleri yönergesinin 3. maddesine göre "Temsil Ağırlama ve Tören giderlerinin konu kapsam ve miktarının tayini belediye başkanının takdirine" bağlıdır denildiğinden bu doğrultuda gezinin yapılması için 24.07.2006 tarih ve 551 sayı ile Belediye Başkanlığından, ayrıca 05.05.2006 tarih 2006/20 sayılı Belediye Meclisi kararı ile Belediyelerinin seçilmiş ve atanmış personelinin yurt dışında yapılacak olan toplantı, kongre, seminer ve panel gibi organizasyonlara katılması kararının
alındığını, 5393 sayılı kanunun 38/h maddesi gereği Belediye Başkanı dolayısıyla da belediye çalışanlarının Belediye Meclis kararlarını uygulamak zorunda olduklarını, Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanunun 60/n maddesine göre "Kültürel
Etkinlikler için yapılan giderler" in belediyenin giderleri arasında sayıldığını, Seyahat izni, İçişleri Bakanlığınca yayımlanan 2005/ 62 nolu genelge ile belirtilen bütün izinlerin alındığını, yapılan ödemelerin tamamen yasalara uygun olduğunu belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir. Savcılık Daire kararının onanması yönünde görüş belirtmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun “Hesap Verme Sorumluluğu” başlıklı 8. maddesinde; “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi
ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır” denilmektedir. Aynı Kanunun “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde; “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır” hükmü yer almaktadır. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün 20.06.2005 tarih ve B050MAH076000/5003-50520 sayılı “Yurtdışı İlişkiler” konulu genelgesinde;  “……….. Bu nedenle, yurtdışı görevlendirmelerde aşağıdaki esaslara uyulması gerekli görülmüştür:
8- Görevlendirilen personele 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre harcırah (yol+yevmiye) giderleri dışında herhangi bir ödeme yapılmayacaktır.
9- Organizasyonu düzenleyen kuruluşa (var ise) herhangi bir ad altında (eğitim gideri, hizmet satın alınması, konaklama ücreti, rehberlik ücreti vb.) ödeme yapılması mümkün değildir .……….” denilmektedir.
Yukarıda yer verilen Genelge esaslarına göre yurtdışı teknik inceleme ve yurtdışı temas programını düzenleyen kuruluşa hangi ad altında olursa olsun herhangi bir ödeme yapılması söz konusu değildir. İlişikli ödeme emri belgesi ve ekleri incelendiğinde, …………… Belediyesi bütçesinden …………… Belediyeler Birliği’ne “28 Mayıs – 2 Haziran 2006 İspanya teknik inceleme ve yurtdışı temas programı yeme, içme, konaklama ve ulaşım katılım bedeli ile yurtiçi masrafı” olarak toplam …………… TL katılım payı ödendiği anlaşılmıştır. Ayrıca programa katılan Meclis üyeleri ve idari personele yurtdışı geçici görev yolluğu ödemesi de yapıldığı görülmüştür. …………… Belediyesi Meclis üyeleri ve bazı idari personelinin “teknik inceleme ve yurtdışı temas programı” çerçevesinde İspanya’ya geçici görevlendirilmeleriyle ilgili olarak …………… Belediyeler Birliği’ne katılım payı
olarak yapılan ödeme söz konusu Genelge esaslarına aykırı olduğundan, dilekçilerin iddialarının reddi ile 337 sayılı ilamın 4. maddesi ile …………… TL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE;
Karar verildi.
SAYIŞTAY DERGİSİ ? SAYI: 82

***